Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

0 üssü 0 nedir bilir misiniz? Bilinmez-belirsiz bir deneyimdir, O bir çöldür, o bir hiçtir. Kulaklarım şaşkın bir biçimde sessizliği dinliyordu. Bugüne kadar etrafını sesler kuşatmıştır. Turan taktiğiyle seni etkisiz hale getiren bu acımasız titreşimler, bir vampir gibi ruhu yağmalar ve senin yaşam enerjisini israf eder. Yaşama karşı direnmek, az buz topladığın yaşam enerjisini savurganca kullanma anlamına gelir.Hâlbuki sessizliği dinlemek, insanı dinlendiriyordu ve İçimdeki yaşam enerjisi fokur fokur kaynatıyordu. Kulak, alışmadığı bu durum karşısında çınlama alarmlarını öttürüyor, İç kulakta dış kulakta çölde tatillerinin keyfini çıkarıyordu. Mesaileri hiç yoktu, kendileri emekliliğe ayrılmışlardı.
 
Evet sessizlik. Bunu anlatmanın en iyi yöntemi anlatamamaktır. Bu satırları okuyan okuyucunun zihninde, kelimeler içeride küçük gürültüler koparır. Ontolojik olarak bu gürültülerin bir amacı yoktur, rastlantısal olarak zihinde yankılanmaktadır. Durum zihinde bu şekilde süregelir ve vücutta bio-kimyasal tepkimeler oluşturur. Bu sürecin etkisinin yoğunlaşması sonucunda İçsel ve dışsal dünyamız da esen meltemlerin yerini büyük kasırgalar alır. İçli dışlı bir gürültü harbi.
 
Adaptasyonu içgüdüsel olarak yaşayan insanlık, zamanla gürültü kasırgalarına da adapte olmuştur.Normallik referans noktasındaki bu büyük değişim soncu yeni bir tür doğar. Kasırgagiller!
 
Bu Kasırgagillerin evrimsel sürecinde bazı mutasyonlara uğramışlardır. Genetik adaptasyonun raslantısal mutasyonlarında belirli belirsiz bir takım özellikler görülür. Kimi şhizoit olur, kimi obsesif kimi panik atak, kimi anksiyeteli, kimi borderline kimi… Mental kökenleri silkelenmiş bu kasırgagillerin ayak izleri işte böyle yamulmuştur. Bu yamukluklar nesillerce devam etmiş ve aktarımı sürmüştür.Ancak çölde ne mi oldu? Kasırgalar dindi, yerini sükûnete verdi.
 
Girdaptan çıkmak nedir bilir misin? Uzun süre sema dönüp aniden durmayı denedin mi ?  Önce girdapsızlığın sarhoşluğu üzerine çöker, bütün hücrelerin savrulur ve durgunluğun ağırlığına kavuşur.
 
Çöl tanrısı, sessiz dakikalar eşliğinde  gökün üzerine siyah bir örtü serdi. Neredeyse boynumuz göğün endamını izlerken tutulacaktı. Ancak çöl kumları yere uzanmak, bedene sarılmak için bekliyordu ve küçük rüzgarlarla ezgisini kulaklarda gezdiriyordu.
 
Önümde bir Rainbow buluşması, yanımda saçlarını kurcaladığım sarı flamingo ve biraz mesir macunu.Sessizdik, çöl bizi susturdu.Biz de ağır ağır dinledik.Bu bir fırsat! Dedi kum tanesi. Kasırgagill türünden özgürleşmek için bir fırsat. Yeryüzüne uyguladığın kuvveti azaltmak için bir fırsat. 
Kum tanesinin sırrını görmek için gözlerimi kapadım. İçimden bana sesleniyordu.
 
Aynı anda ellerimin ulaştığı sarı rastalı sarmaşıklarda dolandım. Parmaklarım sevgi patenlerini takmış, saçların pürüzlerinde pürüzsüzce dolanıyordu.Sarı sarmaşıkların sahibi Flamingo ise aklı ile kalbi arasında sürekli bir yolculuktaydı. Nedenini bilemediğim bazı sebeplerden kendini dalgalandıran bir denize dönüşüyordu.
 
Ancak hepsi bir düşünceydi ve onlarda unutulacaktı. Zamanla dalgaları dindi ve Gecenin ilerleyen saatlerinde beni çadırına davet etti. Bana gizli bir şey gösterecekmiş. Bende bilgisayarı bozulmuş saf komşu kızı gibi çadırına gittim.
 
Çadırının içine girdik, İçine girdik. Girdik. Çadırın içinden aya baktığımızda ışık kırılmalarının olduğunu gösteriyordu. Çadırın içinde küçük gökkuşakları vardı. Bu mükemmel ilginç olay örgüsünün içinde sahte şaşkınlığım 1 dakika kadar sürdü. Bir kuş belgeselinde, çiftleşmek üzere olan  kuşların karşılıklı danslarını sergileyip birbirlerine oyunlarını oynamasını andıran bir durum içindeydim. Bu oyun gelişim sürecinin en keyifli halidir. Burada sanatçı kişilik ön plandadır. Bu bir espresso yapıp üzerindeki köpüklerle resim yapmaya benzer. Eylemlerin gelişimine karşı bir sabırsızlık bütün oyunu mahvedebilir.
 
O gece, arzu, öğesiyle birleşti ve bereket çöle ve geceye indi. Yaşam bir nefesten diğer nefese geçti ve kalpler aynı anda titreşti…
 
Komik başlayan olay mistik bitmişti. Hayat tekrar farklı coğrafyalarda, bahçeme farklı tohumlar ekiyordu. Kalbim meyveyle yüklü bir ağaca dönüşüyordu, iştiyakım ise pınar gibi akıyordu. Sevginin yolları sarp ve dik olsa da ayaklarım tanrının ilahi sofralarında ekmek olmak için dolaşacaktır.

You May Also Like

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Yor’gun – Adem’in Yolu Bölüm 12 (Fas)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir