Haz – Adem’in Yolu Bölüm 3 (Barcelona)

Bazı erdemsiz davranışlar sergiliyordu Adem.Ev merkeze uzak olduğundan ötürü, her gün trene binmek zorundaydık. Bu tren serüvenlerimizin hepsini para ödemeden gerçekleştiriyorduk. Biri kartı okutur, hemen arkasından içeri sıvışılır. Bunu yapmakta haklıca sebeplerimiz yoktu ancak o zamanlar  yapmamak da da haklıca sebep çok bulamıyorduk. Yerli halkın full akbili vardı bizde hep tek geç. İspanya yolculuğu boyunca otostopta çok zorlanmıştık 1 gün boyunca otoban kenarında araç beklediğimiz bile olmuştu. Yanlış duymadın ! gece otoban kenarına sisli ormanın içine çadırımızı kurmuş, kurt ulumasını ninni sayıp uyumuştuk.Ah bide ayaz, bir tokat gibi saat 5 de beni uyandırmıştı Üstüne üstlük peynir Kadrine sarılmış gayet mesut gözüküyordu. Bu üşüme ızdırabını paylaşamamış olmam ve bunu yalnız yaşıyor olmam soğuğun kök hücrelerime kadar bulaşmasını sağlıyordu.

 Bu gibi başarısızlıkların sonucunda otobüs kullanmak zorunda kalıyorduk. Ben ise yolculuklara harcadığım paraları toplayıp kederini devletten çıkarıyordum. Başarısızlığı içsel olarak bu şekilde dönüştürüyor ve şahsi mastürbasyonumu sağlıyordum.Dönüp Ademe baktığım da, hayatına bazı kötü karmalar nakışlamış.Yaptığı eylemi ile kandırmış ve kandırılmış.Ona da sinirlenemiyorum, o zaman diliminde onu yapması kendince doğruydu bu zaman diliminde ise bu davranış biçimi onaylamaması uygun. Bunlara karşın, o ilk elmayı yiyen, üzerine meyve salatası yapıp ağacı bitiren ademe kızamıyorum. Olan olmuştu İspanya devleti 100 e yakın ulaşımımı istemeyerek sağlamıştı. Ademe ise yaşantıdan ders çıkarmak kalmıştı.

Geç kalkılan günün ortaları geceye tekamül ediyordu. Geçirdiğimiz 3-5 günün ardından La rambla caddesinde meşhur olmuştuk.Yerli birisi ile yürürsek,5 günde yaptığımız çevreye çok şaşıyordu. Bunun sebebi çok basitti, biz anadolunun bağrından kopmuş ve herkes ile temasa kolayca geçiyorduk.Onlar ise zorda kalınca temasa geçmeyi tercih ediyordu.Yetiştirildiğimiz kültürün farklı oluşu iletişim çakramızın akışını yoğun etkiliyordu. 5. çakra yani boğaz çakrası, yaratımın, iletişimin, kendini ifade etmenin alanıdır.Kendine güvenmek, açık olabilmek dürüst olmak bu alanın gelişiminde büyük rol oynar. Fiziksel olarak zihin ile bedeni birleştiren bu alan, psişik olarak ruh ile bedenin dengesini ve  yaratımı sağlar.Geziler boyunca farklı uluslardan farklı düşüncelerde insanlarla iletişmek, boğazımızın dengesini kurmasını, dinleyebilmeyi ve aktarabilmeyi öğretiyordu. 

Gece hostumuz Aria abla ve İnka kökenli kız arkadaşıyla bir bara gittik. Samimi güzel bir talebe barıydı. Yerlilerle oyalanmak bizim için güzel keşifler yapmamızı sağlıyordu. Peynirle beraber sigara içmeye barın dışına çıktık. Sohbetimiz esnasında 2 zevce abla yanımıza gelip İspanyolca bir şeyler söylediler.İspanyolca bilmediğimizi paylaştığımızda ingilizce sizi öpebilir miyiz ? dedi. Peynirle birbirimize baktık ve 1 salise içerisinde yoğun bir şaşkınlık paylaşımı yaşamıştık. Kızlara dönüp tekliflerini kabul ettik. Kızlarla öpüştük, kızlar gittiler. Yoğun bir paylaşımı çok basit bir anlaşma ile yaşamıştık. Adem bunları yaşarken Mısır’da tanıştığı 30 yaşında daha evlenmemiş ve hiç bir kadınla öpüşmemiş arkadaşı Ömer aklına geldi. Hayatlar ve hayatlar hiç aynı olamamıştı, nefes ve bir sonraki nefes hiç aynı gelmemişti. Lakin şu da bir gerçek ki, Ömerin ilk öpüşmesinde yaşayacakları, O iki kadının 1000. öpüşmede hissettiğinden çok farklı olacaktı. Ömer kalp krizi geçirebilir, o kadın öpüşürken ojesinin rengini düşünebilir. Ben ise o hanımların öpüşme yarışında 1 sine de destek olmuş olmanın gurunu taşıyordum. Barcelona kum saatinin kumu bitmek üzereydi son 1 gece ver ardından Portekiz.

Yol arkadaşım Peynir ile ayrılmanın zamanı gelmişti. Beni portekiz bir çok nedenden ötürü çağrıyordu.Başta Kendisinin portekiz olması, Ukulelenin anavatanı olması, okyanus kenarında olması… Avrupa içerisinde uçak yolculuklarının uygunluğundan yararlanan Adem, atladı pervaneye ve Lizbon’a geçti. Avrupa da neredeyse dokunmadık kara parçası bırakmamıştı ve kolay kolay şehirlerden etkilenmez hale gelmişti.Portekiz- Lisbon ise  bu algımı yerle bir etti ve beni şaşkın bir gezgin eyledi. Artık yalnızdım, kararlar içimdeki konseyde konsensus ile alınacak ve devam edecektim. 5-6 gün süresince Portekiz sahillerinden güneye doğru inecek ve Fasa geçmek üzere yol arkadaşım Peynirle buluşacaktık. 

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir