Kaz – Adem’in Yolu Bölüm 2 (Barcelona)

Toledo dan ayrılma zamanı gelmişti.Yolcunun, yolculuğu devam etmeliydi, Jory abla ve ben  bu ayrılışa çok üzülsek de evrene sevgi tohumlarımızı bırakmıştık.En son ayrılışımızda sevgi ile gerçekleşti. İkimiz de birbirimizi sevgimizle azade ettik ve sevgimizle uğurladık. Jory’nin ayrılışımıza eşlik edecek son sözleri şöyle olmuştu; İçinde kocaman bir sevgi var ve bu sevgiyi güzel insanlara sür,daha güzel koksunlar.Ayrılığın özünde dahi bir bütünleşme yaşıyordum.Sevgiliyi sahiplenmeden, koşul koymadan özgürce sevebilmek, çok öğretici ve doyurucuydu.

Bir taşı bir çok şekilde tutabilirsin.Elinde onu sımsıkı,tedirgin, avuç içi yere bakacak şekilde veya özgür,sıkmadan avuç içi yukarıya bakacak biçimde.Avuç içi yukarıda ise  elin tutmaktan ağarmaz hemde sevgili elinde kalmaktan boğulmaz.Avuç içi yere dönük ise hem taş boğulur hem sen yorulursun.

Otostop ve otostop ve otostop… Gece yarısı Barcelona’ya ulaştık, yarı ölü yarı canlı. Siyah bir örtü serilmişti gökyüzüne,vakit gece, bunca zaman duyduğumuz ulu Barcelona’daydık. Bu coğrafyanın sunacağa deneyimlere kucak açmıştık. Akşam kalacak yerimiz yoktu, içimizde gerginlikten eser de yoktu.Hiç belirli olmayan gecemizde 10 yıldızlı bir otelde de uyanabilirdik, milyonlarca yıldızlı gökte de.

 Sokaklarda gezerken bir siyahi arkadaş gördüm, gittim yanına tanıştım. Onu seçmiştik bu gece için o da neyse ki kısa sohbetin ardından bizi seçmişti. Sokaklarda dolandık.Sonra bir köşeye çekildik, başladım şarkı söylemeye.20 dakika geçti geçmedi Barcelonanın zabıta abileri geldi.Bu zabıtlar bir başka !  hepsinin dişleri fırçalanmış, göbeklerdeki kıllar alınmış, tıraşlarını yapılmış,üstüne üstük saçlarında kellikten eser yok. Bizi o kadar güzel uyardı ki ukuleleyi az kalsın hediye edecektim.İnce saygıyı ve mütevaziliği hissediyordum. Siyahi arkadaşın yanında sandiwichler varmış, geceye sorduk şimdi ne yapma zamanı ? rüzgar esti, köpek ululadı ve karşımızdaki sokak lambası göz kırptı. Mesaj alınmıştı Sarhoş olma zamanı! 

Belki yürüdüğümüz sokaklar aynıydı ama halimiz bir farklıydı, beyne gelen görsel biraz sekerek anlaşılıyordu, sanki beynin süspansiyonları alınmıştı. Yatacak yer arıyorduk. Sokaklarda bir hayli çok rakip vardı.Her köşe rüyalara ev sahipliği yapıyordu. Sonunda bir nokta bulmuştuk. Peynir Kadirine, ben tulumumun içine girdim.Dostum ukuleleyi tuluma çantayı da koluma bağladım. Herhangi bir hırsızlık durumunda uyanabilecektim. İçimdeki güvenlikçi bekçileri rahat edince, kirpiklerde birbirine kavuştu.Vücut sabahı ben beklemeyi bekledim.

Sabah gözlerimizi bir garaj önünde açmıştık.Duvarlar alaca grafitiler ile süslenmişti.Otoparktan arabayı çıkarmak isteyen apartman sakini, arabasını çıkaramamıştı.Bizim uyanmamızı ve ona izin vermemizi bekliyordu. Medeniyet kavramının sınırlarını zorlayan bir zihniyet.Kendi apartmanı olmasına rağmen bizi bekleyebilecek sakinlikte ve  yol verdiğimizde gülümseyebilecek sevdada biri. Aynı sahne ana vatanda gerçekleşmiş olsaydı büyük bir ihtimalle olay hayatta kalma becerilerini etkinleştieceğinden, beynin beyincik kısmını ilgilendirirdi. Aynı durum İspanyada Prefrontal korteksi faal hale geçiriyordu.Farklı coğrafya farklı tepkiler,anlayış empati … 
Peynirle birbirimize baktık, gülümsedik.Peynir hayatında uyandığı en güzel sabahlardan biri olduğunu düşünüyordu. Bende bu güzel açılıma karşılıksız kalmayıp, onun duygularını içselleştirdim. Ortamda var olan duyguyu özümsemek kolaydır. Duygu bir koku gibi havaya bulaşmıştır ve derin bir soluk seni onun hissettiklerini hissetmeni sağlar. En güzel sabahımıza uyanıp en güzel günleri yaşamak için yüzümüzü yıkayacak su aradık. Güzel sabah demişken bunca sabaha uyanan ben hangi sabahın hangi hissiyatı semirttiğini nasıl hatırlayayım. Unutmayı bile unuttuğum günler olurken, unuttuğumun ne olduğunu bilmezken kıyas yapmak çok kolaydır. Hepsi en güzel olma potansiyeli taşır. 5 günde bir yenilenen hafızam 5 günlük bir kıyas ile karşı karşıyadır. Bundandır ki, her geçen gün yine çok şaşkın, sersem,meraklı ve heyecanlı bir budalayım.Zaman daha aşındırmamış derimi, yeni doğmuş bebek derisinden taze tenim.

Öğlen Merelyn adlı arkadaşımızı görmek için onun sanat okuluna gittik. Butik bir sanat okuluydu.Yaşlı çınar ağaçlarıyla dolu sokağın ötesinde bir delikte, kreasyon için çalışan, gökten renkleri yere taşıyan ressamlar, heykeltıraşlar, grafik designerlar vardı.Küçük koridorların yanlarına serpiştirilmiş küçük odalar, çalışmaktan üstü başı rengarenk olmuş duvarlar masalar ve sandalyeler.Kafayı bir iki santim yukarı çıkaracak vasıfta tiner kokusu, ve bunu soluyan mutlu öğrenciler. Okul, bunca çalışmayı ağırladığından ötürü üstü başı yırtılmıştı. Bu yırtıklar yaşanmışlığın göstergesiydi.Tek katlı okulun dar koridorlarında dolaşırken bir kaç öğrenciyle tanıştık. Çocuklar biranda zeytinyağlı dolma sardılar ve döndüler. Okulun çalışma alanlarında yemek yiyebiliyor olmak beni şaşırtmıştı. Barcelona da sanat okudum cümlesini tam anlamıyla hak eden habitattan ayrıldık. 

Kalacak yer durumunu nihayet ayarlamıştık. Bir işgal evinde(squad) kalacaktık. İşgal kelimesini olumsuz karşılamamak gerekir. Bu kavram kullanılmayan alanı toplumsal olarak ortak kullanıma dönüştürülmesi anlamına gelir. Ortamın kamusallaşması ve ortak bir çıkar oluşturulmasıdır. Bulduğumuz ev şehrin biraz ötesinde olsa da, bir çatımız vardı. Bizi couchsurfingden kabul eden Aria abla, çok samimi biriydi.Evde yaşayan herkes evden çıkmıştı bir tek Aria ve biz evde kalıyorduk. Barcelona merkezinin biraz uzağında bir çok squatlar vardı ve birini bulmuş olmak bizi çok mutlu etti. 

Artık kuş geçici yuvasını bulmuştu ve Barcelona’nın nehirlerinden bir müddet suyunu içecekti.Bu kuş Barcelona uçuşlarının ardından Portekiz’e yalnız seyahat etmeyi planlıyordu. Barcelona’da yaşanacak daha sayısız an vardı.Öğle yemeğini yerken akşam yemeğini düşünmenin bir anlamı yoktu.Bir kenara attım Portekizi, çektim içime barcelonanın gecelerini. Sabaha kadar barcelona sokaklarında bir o renge bir bu renge bürünerek ,bir o duvara bir bu duvara çarparak dolaştım, tanıştım ve zevk-ü sefa eyledim.Gönül bu gün yine tok bir şekilde sabah squata geçti ve beden kısa bir süreliğine vzzzzzzzz…. (vzzzz pire uçuşu sesi).

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir