Kıvılcım – Genç Erdem 1 (InterRail)

Renkli 17-18 yaşlarında iken yeni yeni seyahatlere çıkmaya başlamıştım. Büyük bir hayaldi Avrupa’yı gezmek. İnterrail furyası sürekli kulağıma geliyordu. Bu geziyi yapmalıydım. Param hiç yok ve ailem desteklemiyordu. O zamanlar WWF de çalışıyor azıcık para kazanıyordum ama Euro kuru beni ezip geçiyordu. İsteğime çok bağlıydım, ne yapıp edip gidecektim. Bir arkadaşımla planlar yapıyor, gideceğimiz şehirleri belirliyorduk. Ancak arkadaş bir sebepten dolayı gelemeyecekti. Yalnız kalmıştım. Moralim biraz bozulmuş olsa da hayallerime sıkı sıkı tutunuyordum. Gökte küçük bir yıldızdı Avrupa’ya gitmek. O yıldız olmadığında geceleri çok karanlık oluyordu. Gidecektim. İstemenin gücü karşıma olasılıklar çıkarmıştı. Bir avukat abi ile görüştüm ve kendi hayallerimden bahsettim. Uzunca konuşmanın ardından avukat abimiz bana ekonomik destekte bulundu. Kendisi açık görüşlü ve iyi bir insandı. Geçmişimde ki her yaşantının olduğu gibi beni, şu anki ben yapmakta önemli bir role sahipti. 

Para işi çözülmüştü geriye aileyi ikna etmek kalmıştı. Aileme yalnız gitmeyeceğimi okulla arkadaşlarla seyahat edeceğimi söyledim ve uzun uğraşlar sonucu ikna ettim. Ailem ben yalan söylememiştim onlar yalan duymak istiyorlardı. Vize işlemleri biletler onlar bunlar derken son güne gelmiştim. Uçağım İstanbul’dan Atina’ya, Atina’dan da Roma’ya uçacaktı. 1 gün aktarmalı ucuz bir bilet bulmuştum.17 yaşında ki genç büyük bir serüvene hazırdı. İçinde korkudan eser yoktu sadece heyecanla doluydu. 

Her zaman olduğu gibi bu sefer de İstanbul trafiğine takılmıştık. Bu sefer köprüde birisi intihar ediyordu. Uzunca bekledik gergin dakikalar küçük çaplı panik ataklar derken havaalanına yetiştim. Check-in bölümüne geldiğimde, görevli Check in yapamayacağını ve geç kaldığımı söyledi. Anlık bir yıkılma yaşadım ve görevliye dönüp tekrar denemesi için baskı yaptım. Tekrar tekrar denedi ve Check in yapabilmiştir. Herkesin üzerinden atlaya atlaya gate e ulaştım. Yine son dakikada kendimi uçağa atmıştım. 

Belinde işportacı bel çantası ile Atina da buldu kendini. Sokaklarda sallana sallana dolaştı.1 günden fazla zamanı olmadığında çok bir yer gezemedi.17 yaşında çok hevesli hayatin deneyim tokatlarını yememiş bir çocuktu Erdem. Gözleri pırıl pırıl parlıyor yeni insanlarla tanışmak istiyordu. Oraya buraya derken aksam olmuştu.1 gün için Otel veya hostelde kalmak istemiyordu. İlk deneyimini sokakta geçirme taraftarıydı. Bir parkta, çimenlerin üzerine yayıldı ve bekledi. İçinde hafif bir korku vardı, çünkü bütün parası bel çantasının içindeydi ve başka hiçbir eşyası yoktu. Akşam olunca hava biraz daha serinlemişti. Parkı paylaştığı birkaç evsiz de vardı. Bu gibi durumlarla ilk defa yüzleşiyordu. Evsizler tehlikelidir, algısı küçük yaşta kafasına kazınmıştı, şimdi evsiz olup, evsizleri anlayacaktı. Empati duygusunu her canlıya karsı hissetmenin yolu o canlı gibi olmaktan geçiyor. Pratik anlamda bunu deneyimlememek hep o canlı ile senin aranda bir boşluk yaratacaktır. Evsizleri anlamak istiyorsan evsiz yasa, kömür isçisini anlamak istiyorsan kömür işçisi ol. Entelektüel anlamda ve pratik anlamda, anlamak birbirinden çok farklıdır. Eylem pratik anlamda deneyimlendiğinde, kişi eylemi daha yoğun gözlemleyebilir. Çünkü birinci tekil şahıs eylemi deneyimliyordur.

Küçük bel çantasını pantolonunun içine sokmuş çimenlerde uyumaya çalışıyordu.10-20 dakikalık peridotlarla uyanıp uyuyordu. Çantasının olması sürekli içsel gerginlik yaratıyordu ve rahat uyumasını engelliyordu. Çimenlerden ayrıldı parkta kısa bir yürüyüşe çıktı. Resmi kıyafetli 50-55 yaşlarında bir adam parkta banklara oturmuş bekliyordu. Adamın yanına gittim selam verdim ve yanına oturdum. İlk tanışma anlarında çok yoğun bir bilgi akışı vardır. Yeni gelen bir canlıyı metalaştırmaya çalışan zihin. Genç, çantası var ayakkabısı yırtık değil, İngilizce konuşuyor … Galiba testi geçmiştim. Juan Atina’ya konferans vermeye gelmiş biriydi. Kendisi İspanya’da yaşıyor ve Avrupa da bazı ülkelere gidiyor, doğal ve doğal olmayan uyuşturucular üzerine seminer veriyor. Marijuana üzerine uzun soluklu konuşmalar yaptık. Alkolden ölen kişilerle marijuana dan ölen kişiler kıyasladığımızda 1000 de 1 gibi ilginç sayıların ortaya çıktığını paylaştı. Alkol ölümlerinin içerisinde trafik kazaları bile dahil değildi. Evinde yaşayan çocuğunun bile esrar kullanmasından rahatsız değildi Juan. Esrar maddesine olan bakış açısı gayet bilimsel. Toplumun esrara yapıştırdığı anlamların dışında bir gözle bakılıyordu. Uzun soluklu konuşmamızda çıkardığımız sonuç suiistimal etmek olmuştu. Suyu suiistimal ettiğinde bile su zehirlenmesi yaşayabiliyorsun. Herhangi bir maddeyi denge dışı tükettiğinde zararını gözlemlenir. Her zaman olduğu gibi bir sorun varsa içimizden kaynaklanıyordu. Suçu sürekli dışarıya atma eğilimde olan biz. Onu bunu suçlayıp yasaklıyoruz. Gerçek sorun ise içsel dengesini oluşturmamış aç gözlü olma eğiliminde birey.

Karşımda aydın bir İspanyol vardı. Haftanın 5 günü yüzmesini yapan, bisikletle doğada gezmeyi seven bir adamdı. 17 yaşında ki erdem, doğu kültürünü benimseyen ailesine yalan söyleyip buralara kadar gelmişti. Şimdi Atina’da metro istasyonunun yanında gece 3 sularında bir parkta batının aile anlayışını gözlemliyordu.

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir