Kop’ar – Adem’in Yolu Bölüm 11 (Fas)

Gece Fasın başka bir şehri olan fes’e geçmiştik. Gecenin körüydü. Faslı bir arkadaş bizi takip etmeye başladı ve para istiyordu. Adama dönüp, sokakta müzik yapıp para kazandığımızı ve verecek çok paramız olmadığını söylesemde perişan abi beni kolumdan çekip para istemeye devam ediyordu. Paramız yok ise kıyafetini ver !  demeye başlamıştı. 
Kendimi çok tedirgin hissetmiyordum ama bu kadar ısrar  beni yormuştu. iletişim esnasında yanıma çok giren adamların yanına daha çok yaklaşırım ve korkusuzluğun sesini ve konfor alanınsızlığımı  onlara duyururum.Farklı bir denklemle karşılaştığını fark eden kişi, genelde uzaklaşmayı seçer. Bu sefer bende, benim gibi genelin dışında kalan birisi ile karşı karşıyayım ve yötem hiç işe yaramamıştı.
Tersine bu durum, onun rahat olduğumu hissetmesi sağlıyor ve uzaklaşma sürecini uzatıyordu.Adamın tavırları  ne kadar çok zorlayıcı ve ısrarcı olursa o kadar para vermekten uzaklaşıyordum.En sonunda geldi beni yanaklarımdan öpmeye başladı ve para istemeye devam etti.Beni öpen birini ittiremezdim, karşımda sevginin kıyafetini giymiş sahte biri vardı.(Aynı zamanda  yapışkanlığından kurtulmam için de para istiyordu.Ortamı benim normallerimin dışında yaratıp normali bana satmaya çalışıyordu).
Bende bu ilginç olay örgüsüne karşılık adamın elini tuttum ve öptüm. O an adamın şalter inmişti, kendisine bu yaptığım davranış benim ile onun arasında kurduğu zengin fakir ilişkisini kırdı. Şoka giren adam orada kaldı,  biz ise gece ile çorba olmuş fes’in sokaklarında sabahı bekledik.
Benden para isteyen adama verdiğim tepkileri inceleyip neden sorusunu sorduğumda, cevabı evrenin varoluşundaki karbon miktarı oranında bile bulabilirdim.Bu rastgele,düzensiz neden sonuç ilişkiler çarkında keşfettiğimiz bazı kalıplar vardır. Sağlıksız kültürün ve toplumun nevrotik ürünleri olan birey, sürekli bir içsel karmaşa ile karşı karşıyadır.
Biraz geriye gidersek, bebeklik  dönemlerinde,bebek ebeveynine tamamen muhtaçtır.Fiziksel ihtiyacının yanı sıra duygusal bir açlık içerisinde var olan bebek ile ebeveynini  diyaloğu,çocuğun gelecekteki tepkilerini inşa eder. Çocuğa karşı kullanılan yanlış anne baba otoritesinden ötürü (doğru bir otorite durumu vardır, yanlış otorite örneği; çocuk oyun oynamak istediğinde izin vermemek, ağladığında kızmak vs…) çocuk öfkesini, sevgi kaybetme korkusundan ötürü yansıtamaz.Tek güven kaynağı olan annesinin sevgisini kaybetmemek için duygusunu belirtmez ve saklar.
Bu süreç içerisinde yetişen çocuk sonuç olarak sürekli tedirgin olur ve tüm enerjisinin gereksiz yere savunma amacıyla kullanır. Sağlıksızlığın tohumları serpilmiştir ve bu kalıptaki tepkisellik sürekli tekrar eder ve tohumlar sulanır. Böylelikle yetişkin döneminde birey, kendisi ile bağ kuramaz hale gelir ve dışa sahte  sevecen yaklaşımlarda bulunma zorunluluğu hisseder.Kendi ile bağlantıyı koparan bu birey kendisi ile yabancılaşma ve akabinde kendi olamamaktan dolayı bir varoluş suçluluğu içinde hapsolur. 
Beni çekiştiren para isteyen adama verdiğim tepkileri anımsıyorum, belki istemediğim bir durumda çok daha net bir red ile var olabilirdim, dışa sahte sevecen yaklaşmadan da davranabilirdim.Bunları kavradıkça ve neden ?, nasıl ? sorularını sordukça çocukluğumun yarattığı beni ve hafızalarıma yazılan olayları kazıp değiştirmek istiyorum.Şu anki beni kabul ediyorum ancak  olacak ben için çabalıyorum. Annemin karnındayken, annem fazla tatlı yediği için tatlıyı çok sevme durumdan neden sorumluyum ? Hafızanın derinliklerine dalıp, yaralanıp çıkardığım ve çıkaracağım tonlarca olay vardır. Varoluşuma açtığım bu savaşta hem kazanan hem de kaybeden benim. Bir volkan gibi isyankâr ve inatçı bir şekilde oyunu kazanıp kaybetmeye devam edeceğim.

 Will to power ve will power yani güç istenci ile irade gücü. Bu bağlamın dinamiğini anlamak için  güce sahip olmak ile gücün esiri olmanın farkını anlamak gerekir.Temelinde güçsüzlük hissi yatan kişi, eksikliğini tamamlamak için sürekli bir güç istenci ile yaşar. Bu kısır döngü onu sürekli kendini bir savaş içerisinde hissettirir, yalnızlaştırır ve güce bağımlı hale getirir.Toplulukları oluşturan bireylerin psikolojine sıçramış bu gölge, devletlerin, kuruluşların, toplulukların, şirketlerin…  karar yönünü belirliyordu.Savaş ,fazlasını arzulama, sömürge, üstünlük için diğerlerini ezme vs.. gibi durumlara bürünmüş bir hayaletti bu istenç.  

İnsanın bu gölgesinin bir örneğide, Fas topraklarının, gücün esiri olmuş fransızlar tarafından sömürgeleşmesidir.  Bu sömürgenin dikenli yemeklerini yemiş halkın midesi hala kanıyordu.Yaşanmışlıklar geleceği şekillendiriyordu ve  kültürün en küçük bir ediminde bunun izini görebiliriz. Sömürülme geçmişini en çok hissettiğim yerlerden biride Fes şehriydi. Kafamı hangi tarafa çevirsem sakat bir faslı dileniyor ve muhtaçlık seviyesini son noktalarını deneyimliyordu
Bu muhtaçlıktan ötürü, halkın turist ile ilişkisinin temelleri çıkar ilişkisi oluşturuyordu. Şehir içerisinde sürekli bir pazarlama oyununun içerisindeydim.Yerlilerle yaşadığım neredeyse  her iletişimde gizli bir amaç vardı, o da TICARET. Bu durum Ekonomisi iyi olmayan ülkelerin ortak özelliği olsa da, Fas şehrinde neredeyse kimseyle çıkarsız bir iletişim yaşayamadım.Sadece otostoplarda tanıştığım insanlarla paylaşımlar yaşayabiliyordum.
  Sokaklarda yürürken onların gözünde  bir dolar işareti oluyorsunuz ve insanlar paçınıza yapışıp o amerikan dolarının nehirinden su çekmeye çalışıyorlar. Dışımız avrupalı zengin gençler gibi görünse de, para konusunda içimiz boş bir bambu ağacı gibiydi. Zengin gözüken nehirimizden su çekmek için yaklaşan halk, karşısında kurumuş bir nehir görüp bir şekilde vazgeçiyordu.Turistlere karşı çıkar ilişkisi bir kültür olmuştu. Herhangi birine yol tarifi sorduğumuzda bizi zorla gitmek istediğimiz yere sürüklüyor ve bizden para istiyordu. Eğer yön sorma gibi bir çukura düştüysek, çıkmak için 5 10 dakika adamla cebelleşmek gerekiyordu.

  Bazı çocuklar anımsıyorum, top oynuyorlardı, gidip onlara katılıp 2-3 pas attım ve topu sektirdim.Tam  kalbim kıpır kıpır afrikalı çocuklarla güzel bir paylaşım yaşadığını hissederken, maç yapan çocukları maçı bırakmış, etrafımı sarmış ve benden pas attığım için para istemeye başlamıştı.Bu çocuklar artık refleksif olarak para istiyorlardı, belki para hayatında hiç kullanmamıştı ama abisi Gammar, sokakta turistlere yol göstererek geçimini sağladığı için çocuk, turist ile ilişkinin anca bu şekilde kurulabileceğini kurguluyordu. Berberi ırkına kalıtsal olarak aktarılan bu para isteme refleksi bizim ile halk arasında görünmez bir duvar örülmesine  sebebiyet veriyordu.
Fes sokaklarının  her bir köşe başına serilmiş, masumiyet hırkasını giymiş para avcılarından bir tanesi ile durum biraz karışmıştı. Sabahın köründe gitmek istediğimiz hostele bizi götürmek için yola çıktık fakat bizi kandırıp kendi otellerine götürdü.Sonuç olarak bizim fiyatta anlaşmamız sebebiyle yer ayarlanamamıştı. Neredeyse 2 saat süren otel arayışının sonunda sinirli bir şekilde  adamdan ayrılmak istediğimizi söyledik, yada artık onun ayrılması gerektiğini…
Adamla en başlarda filmlerden, edebiyattan konuşuyor ve samimi oluyorduk. Ayrılma isteğimizi fark edince,  temiz saf yüzünden sıyrılıp sahtekar gerçek kimliğiyle bizden zorla para almaya çalıştı.
Adam:Ben bu sokakları çok iyi bilirim, şu an kimse  burada yok ve bütün paranızı bile alabilirim, bana para verin! 
Ben bu hızlı değişime şok olmuştum. Daha çok peynirin üzerine yürüyordu.Benim yapımdan ve iki kişi olmamızdan dolayı biraz tedirgin oluyordu ve saldıramıyordu. Ben ise her zamanki gibi konuya çok farklı bir bakış açısı geliştirdim ve onu suçladım.

Ben: Senin bize para vermen lazım! 2 saattir bizi sokaklarda boşu boşuna dolandırıyorsun ve hiç bir şey halledemedik!
Adam: Ben ama sizin için uğraşıyorum,
Biz:Bunu sen istedin ve sonuç sadece dizlerimdeki menüsküs ağrısı, bana para ver ! 
Adam karşısındakilerin kolay lokma olmadığını anlamıştı, ama bizim içimizde korku küçük bir gaz kaçağı gibi sızıyordu.Bize yapacağı bir kıvılcım belkide kavga etmemize neden olacaktı.Ancak kıvılcım çıkmamıştı ve  sonuç olarak adam vazgeçti ve gitti. Biz ise feste +1 tramvayla daha temkinli olmayı öğrendik, ağırmış bacaklarımızı dinlendirmek üzere bir yer bulduk.

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir