Şimşek – Maya’nın Yolu Bölüm 1

Mevsim yaz. Sabah olmuş, İzmir Dikili’de yazlık bir evde oturuyordum. İçim içime sığmıyordu ve Türkiye’den ayrılmak istiyordum. Evde tek başına oturmuş bunları düşünürken çılgın bir plan aklıma geldi Balkanlar. Hemen uçak biletlerini kontrol ettim. Gece çok ucuza bir Sırbistan bileti vardı. Bunun üzerine düşünürken Takuri ile Makuri çiftinin de Sırbistan taraflarında olduğunu öğrendim. Ozora festivaline gitmiş olan çift büyük bir talihsizlik yaşamıştı. Makuri’nin pasaportu tek girişliymiş. Shengen bölgesinden çıkan Makuri, festivale tekrar dönemiyordu. Festival ve uçak biletleri yanmıştı. Çift ile Balkan Rainbow buluşmasında tanışmıştım her ikisi de birbirinden değerliydi. Çok renkli kişiliklere sahip olan çift ile seyahat etmek güzel bir fikre benziyordu. Sabah Makuri hanımla konuşmanın üzerine eşyalarımı topladım ve evden ayrıldım. 
1 günde İstanbul’a varıp eşyalarımı hazırlayıp gece olan uçağa binecektim. Ani spontane bir karar. Sabah uyanıp denize gitmeyi düşünürken kendimi dikiliye doğru kavurucu sıcağın altında otostop çekerken buldum. Yetişmek için otostop çekmeden gitmek çok mantıklıydı ancak o zamanlar otostop dışı seyahat etmek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Saatlerce yürüdüm. Sabah sabah yeni uyanmış İzmir dikili halkı beni almıyordu. İçimdeki umut balonlarını patlatmak zordu. saat 14-15 olmasına rağmen yetişme umudu balonlarım patlamamıştı.
Arabalar dan arabalara atlıyordum. En son İstanbul’a giden bir araba bulmuştum. Arabanın içine girmeden şoför beni sorguya çekmişti. Kimsin sen ? niye böyle gidiyorsun ? Dayı 50 yaşlarında Giresunlu, iyilik yapmak isteyen ama binlerce duvarlara sahip biriydi. Arabaya almadan önce sorular sormasını doğal karşılamıştım. Ön sorguyu geçince arabaya bindim. Araba içerisinde sorgu devam ediyordu. Dayının gerçekliğinde benim yaptığım eylemler bir yer bulmuyordu. Yer buluyorsa da aşağılık eylemler klasöründe yer alıyordu. Hafif yüzünü ekşiterek benle konuşuyor ve yaşam tarzımı gayet yanlış buluyordu. Herkesi anlamaya çalışan ve yargılamayan ben dayıya kendimi anlatmaya çalışıyordum. Bu yaşta babana yardım etmem gerektiğini, gezme işinin hovardalık olduğunu vs. anlatıp durdu. Beni anlaması söz konusu değildi. Ne olursa olsun ben minnet duygusu içerisinde o arabada bulunuyordum ve tolerans seviyem çok yüksekti. 
Orada onunla konuşmayı reddedip inmeyi düşündüm fakat benim görüşüme tam zıt olan bir insanla iletişim sağlama deneyiminden de kaçmak istemiyordum. Görüşlerimi sansürsüz bir şekilde dayıya anlattım. Sonuç olarak adam, bu görüşlerde olan birisine yardım etmek istemedi. Küçük bir yalan söyleyip uyumak istediğini belirtti. Her şey açık ve netti. Karşımda ki insan kendi görüşlerinde fanatik olan, değişime ve anlayışa açık olmayan bir zihindi. Çocuklarını da izdivaç programında evlendirecek düzeyde yetiştiriyordu. 
Arabadan indim. Her geçen dakika yetişememe korkusu biraz daha artıyordu. 1 araba daha beni aldı. Bu sefer konuştuğum insan büyük bir şirketin yöneticisiydi. Gerek kuantumdan, gerek nörolojiden gerek sosyolojiden konuştuk. Sohbet seviyesi ani bir yükseliş yakalamıştı. Tatlı sudan tuzlu suya atılmış bir balık gibi şaşkın şaşkın tuzları sindiriyordum.
Akşam olmuş hava kararmış ben ise hala İstanbul a varamamış gemilikte araba bekliyordum. Beklemenin artık bir faydası yoktu. Başka bir yol bulmam gerekiyordu. Aklıma arabalı feribot fikri gelmişti. Gemlik taraflarına çok yakın bir yerlerden feribot kalkıyormuş. Hemen Feribota gittim öğrenci biletimi aldım ve feribotta yerimi aldım. Zamanla yarışıyordum. Zamanın ötesine geçmek istiyordum ama ışık hızına ulaşamıyordum. Tevekkül ettim. Bıraktım kendimi feribotun hızına. Panik andan kurtulan Erdem zihninin boşalmasıyla parlak biri fikir yarattı. Feribot 22.30 gibi kartal iskelesine varacaktı. Uçak ise sabah 4 te idi. 22.30 dan sonra hiç bir vesait yoktu. Birden aklına arabası olan bir arkadaşı geldi ve onu aradı. Tesadüf diye bir şey yoktur. Arkadaşı o aradığı zaman diliminde Kartalda arabasıylaydı. Hayat tekrar bana bir göz kırpmıştı. Nefes almanın, sakin olmanın içinde ince çözümler yatıyordu. Lilith sağ olsun bana yardım edebileceğini söyledi. Daha çözümlenmesi gereken çok şey vardı.
Gaia bana uçak bileti alma sözü vermişti. Kendisini feribotta aradım ve bilet alma konusunu konuştuk. Kendisi onayı verdi fakat ne zaman bileti alacağımı konuşmamıştık. Kart bilgilerine sahip olduğumdan feribotta son dakika biletini almış bulundum. Aynı zamanda Lilith ile konuşuyor ve arabayla neler yapmamız gerektiğini ona paylaşıyordum. Gece bileti çok uygun bir fiyata alınmıştı. Küçük ayarlamaları yaptıktan sonra karşımda oturan kadına dönüp zorlu acele süreçlerden geçtiğimi paylaştım. Kendisi ege üniversitesinde okuyan bir öğrenci oda kendi zorlu süreçlerinden bahsetti. Eminim 2 arkada hiç konuşmadığım bir amca çocukların dertli sürecini düşünüyor. Kaptan gün içerisindeki son seferi olduğu için mutlu ve bütün gün çalıştığı için üzgün duruyordu. Kısacası bütün gemi sıkıntılı ve sıkıntısız gerçekliğinde ki denizinde süzülüyordu.
@Kartaliskele Lilith’i beklerken iskeledeki taksici abiler taksi lazım mı ? diye sordu. Bende muhabbet lazım abicim diyip yanlarına geçtim. Nasıl olduklarını sorup dinlemeye başladım.Herkesin anlatacak o kadar çok şeyi vardı ki.Ancak dinleyenler hiç yoktu. Herkesin anlatıcı olduğu bu sistemde dinleyiciler maaş bile alabiliyordu. Taksicilerle kısa hosbeşin ardından Lilith beni aldı ve Ailemin evine yola çıktım. Zaman ilerliyordu. Evden eşyalarımı toplayıp yola çıkacaktım. Eve bir şekilde vardık.Ev halkı zaten beni bir süre görmemişti ve küçük bir süre görüp tekrar göremeyecekti. Tabi olacaklardan bir haberlerdi.Gaia ile sohbetimiz saygı ve sevgi çerçevesindeydi.Hayat seçimlerimi izleyip (kendince onaylamasa da ) gözlemliyordu. Senelerce bireyin birey olma savaşını veren ben, kişisel seçimlerime saygıyı yakın çevreme yaşatmıştım.En yakınım olarak kabul ettiğim bireylere karşı hep dürüst olmaya ve olduğum gibi görünmeye özen gösterdim. Kısa sürede çok yıkıcı sonuçlar oluştursa da uzun sürede ilişkimiz kuvvetlenmişti.
Eve girdim Gaia’yı ve kızı Uranus’ü şaşırttım. Uzunca hoş geldin sarılması yaşandıktan 10 dk sonra uzunca hoşçakal sarılması yaşanmıştı. Lilith dışarıda arabayla beni bekliyordu. Eşyalarımı ve ailenin iyi kötü ruh halini alıp arabaya atladım. İşler daha bitmemişti koşturmaca sürüyordu. Hiç bir belge ayarlamadığım için 7/24 açık olan üniversite kütüphaneme gidip sahte hostel rezervasyonları ve dönüş uçak bileti rezervasyonu yaptım.Yazıcı çıktısını alacaktım ki kağıt bitmişti. Olacak iş değildi.Alnımdan terler akıyordu ancak bir bu kadar daha uğraşacak enerjiye sahiptim. Bir anda başka bir dünyada olma fikri büyük bir motivasyon kaynağıydı.Okulda koşturmaca içerisindeyken okul arkadaşlarım bana bakıp gece gece ne olabileceğini düşünüyordu. Çok ilginç ve uzak bir yerden kağıtları bulup rezervasyonları bastırmıştım. Lilith ise okula alınamadığı için dışarıda beni bekliyordu.
Oradan oraya oradan oraya oradan da oraya giderek kendimi her şeyi halletmiş Gate kapısında bulmuştum.İzmir de uyanan miskin bir günü Gate kapısında sonlandırmak hiç aklıma gelmezdi. Zaten bunca şey geriye bakıldığında 1 saniye gibi geçmişti. Geri diye bir şey mi yoktu yoksa ? Sadece karşımda bir gate kapısı vardı.

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir