Yan’lış – Adem’in Yolu Bölüm 7 (Cebelitarık)

Ölümsüz ruhumun Cebelitarık boğazının cazibesiyle aydınlanması,mutsuz gözlerim için bir ziyafet olacaktı.Adem,Portekiz ve İspanya sahillerini adım adım batıdan , peynir ise adım adım İspanya’nin doğu sahillerinden dolanmıştı. Ayrılan hayatlarda aynı zamanlar çok farklı yankılanmıştı.O kendi hedonist hikayelerini bende ona kendi yalnızlık hikayelerimi paylaştım. Peynir benim yokluğumda bütün parasını hostellere, alkollere ve sarma biberlere harcamıştı. Ben ise kimi zaman bir kayanın üzerinde okyanusa karşı kimi zaman bir köprünün altında nehire karşı uyuyarak geçirmiştim. Param mevcuttu ama haz almak gibi yüksek bir istencim yoktu.Yaşantılarımızı birbirimizin kulağına bağırmıştık, hikayelerimiz saldırırken sızı veren bir sarhoş gibi kalakaldı. Şimdi ise dümeni ellerimiz paylaşacaktı yeni hikayeleri ekmeğe bana bana tadacaktır.

Peynir yaşadıklarını paylaşırken yaşam amacımı sorguluyorum.Her geçen an değişen benin amacı da bir o kadar hızlı tazelenip yenileniyordu yada inşa ediliyordu. Amaç yemeğimin İçinde bir tutam mutluluk isterdim ancak bütün yemek bir mutluluk olamazdı. Gitgide yaşamsal mutluluk amacım kendiliğinden azaldığını görüyordum. Neden mutlu olmak için yaşayayım ki ? Kendime sorduğumda beni en çok olgunlaştıran ve erdemime erdem katan deneyimler acılar ve akabinde çıkardığım dersler olmuştur. Bu ders notları ise uzun vadede biraz daha sabitleşebilecek bir duygu durumu inşa ediyordu. Bu bir çikolata yiyip vücutta dopaminorgazmları yaşatmak veya gidip spor yapıp vücudu yormaya benzer. Vücut yorulur ancak  uzun vadede nefes alırken kendini capcanlı hissetmek çok daha kalıcıdır. 

Duygu durumları ve bunlara atfettiğimiz değerler, hayat yolu seçimlerinin yönünü belirlerler. Bu duyguların hiçbirine önem vermeyen insanlar gibi bazı duyguların bağımlıları olmuş insanlar da vardır. Her konuda olduğu gibi bu durumda kişiye özgü deneyimlerin sonucuda inşa ediliyordu.Düşünce, duygunun temelini oluşturuyordu ve bu düşünce kökleriyle uğraşanlar ise tarlalarında hangi tohumların hangi mevsimde daha verimli olacağını öngörebiliyordu. 

Yola devam ediyorduk, gezimiz kayaların arasından süzülen bir balık gibi akıştaydı.Boğazı geçmek üzere peynirle biletlerimizi almıştık. Shengen vizem bitmesine rağmen 5-6 gün daha kalma kararı almıştım ve sınırda büyük sorunlar yaşayacağımı düşünüyordum.İnternette hastalığının ne olduğunu araştıran ve kendini kanser ilan edenler gibi bende vize tarihini geçiren ve hapishaneye düşenlerin hikayelerini okudum. İçimde korku gazı sızıntı yapıyordu, polisin küçük bir iğnesi beni  hemen patlatacaktı.Bunlar için kaygı gel gitlerini yaşarken sorun yaşamadan kontrolden geçtim.Geride tatminkar bir sevişmenin tuzlu akıntısının sevinç dolu yapışkanlığı kalmıştı. 

Peynir ise bir helyum balonu hafifliğinde polislerin kontrole girdi ancak çantasından çıkan büyük bir bıçak sebebiyle birden yere gömüldü. Artık korkuları bir tonu aşmış osmiyum kadar yoğundu. Olay büyümüştü ve İspanyol polisler ellerinde telsizleri ile şüpheli şüpheli konuşuyorlardı. Beni olay yerinden uzaklaştırmaya çalışan polisler peyniri elimden alıyorlardı.Ben bu güzelliği bir daha nasıl tadacaktım? Ezineden binlerce kilometre uzakta yol arkadaşımı polisler sarmıştı. Zorunlu bir ayrılık gerekliydi ve gemi kalkmak üzereydi. Bunları düşünürken ikinci vize kontrol sırasına girmiştim ve Peynirin geleceği anı gözetliyordum. Sıra bir türlü bitmek bilmiyordu ve peynirden eser yoktu. Geminin kalkmasına 10 dakika kala sıra bana geldiğinde aceleyle pasaportumu uzattım ve görevli polisle ilginç bir bakışma yaşadık. Polis bana dönüp burası ispanya giriş noktası olduğunu söyledi. Sırılsıklam olmuştum, vücudumda çocuklar yelkenli gezdirebilecek kadar ıslaktım. Gemi kalkmış ve ben yanlış sırada olduğumdan ötürü kıtayı aşamamıştım. Şimdi ise ne fasın nede ispanyanın topraklarındaydım.Kendimi vücudsuz bir ruh gibi hissettim.

Beni yerle bir eden domino taşlarının talihi yerine gelmiş olacak tı ki bahtsızlığıma gökten felekler inmişti. Sonuç olarak İspanyaya tekrar girmeme izin verildi ve biletimi tazeledim. 4-5 saatlik bir bekleyişin ardından uyuyarak kıtayı değiştirdim.Uyudum, belki okyanusun üzerindeki canlı dalgaları izleseydim ve benek benek yıldızlara baksaydım ruhuma güzel müzikler dinletebilirim ancak vapuru üsküdar kadıköy dolmuşu sıradanlığı ile karşılayıp uyumayı tercih ettim. hrrrrrr..

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir