Yor’gun – Adem’in Yolu Bölüm 12 (Fas)

Gökten kelimeler dökülüyordu, ağzım hafif açık o dökülecek şanslı damlayı bekliyordu.Sonra birden dünya tersine döndü, artık ben gökte,gökte yerdeydi.Ağzımdan yağmaya başladı kelimeler yere(göğe).Bazı damlalar vardı saf temiz, bazıları vardı hafif kirlenmiş.
Düşen damlalar, kumdan gökyeri çamurlaştırıyordu, ağzım ise başını öne eğmiş yeri göğü çamur etmekten utanç kokuyordu.

Ağız sessizce bağırıyor soruyor mideme,
Hangi ipliği yüne çevirdin de, kirletirsin gökten yeri.

Mide gölgesiz ve nihayetsizce;
Senin yuvanda ağırladığın misafirleri !

Çıkmaz koridorların köşelerine sıkışmış ağız ve mide birbirlerine suçluluk hırkası giydirmiş giydirmiş durmuş.Bunu gören yergök ve gökyerden kabahat suları fışkırmış.
Sonra ne mi olmuş ? Ortada suçlu  yokken her ikiside suçluluğa boğulmuş.

Festen, Casablanca’ya oradan da Marakeş’e geçiyorduk. Uzun dumanlı yolculuğumuzun sonunda yeni bir umut ve yeni bir şehir vardı karşımızda Marakeş!. Feste 3 gün mapushane benzeri  pansiyon odamızda kalmıştık ve ben yoğun bir hastalık geçirmiştim. Geceleri halsizlikten sancılar çeken vücudum, uyuyamadı bazen acıdan sesler çıkardı.Benim için bitmeyen hasta bir  3 gün yaşamıştım.

Hastalıklara karşı kullandığım silahım genelde zamandı. Onları genelde severim gelir 3 5 gün benliğimin formunu değiştirir, beni bir güzel sarsar ve giderler. Uzun süredir neredeyse hiç kimyasal-endüstriyel ilaç kullanmadım, dayanamayacak olduğum zamanlarda bitkilere danıştım.Hem benim gibi biri için hastalık büyük bir fırsattır.Sabır, direnç, eşik gibi kavramları bir teste tabi tutar ve böylece  duygusal ve fiziksel direncimi keşfetmemi sağlar.

Vücut içinde aynı şey geçerlidir. Hasta olan vücut normale geri dönebilmek için onarıma başlar ve gerçekleşen bu onarım, doğasından ötürü uzun sürer. Bu markete gidip elma almak ile bir elmayı yetiştirip onu dalından koparmak arasındaki fark gibidir.Zamanı kısıtlı kaldığını düşünen sürekli acele içinde var olan için bu değerli deneyim hiçe sayılır. Çünkü bilmezler ki en yüksek dağlar en derin denizlerdedir ! 

 Çocukluktaki yapılan aşılarda veya verilen  ilaçlarda, kişinin bağışıklığını kuvvetlendirmek amacıyla uygulanmıştır.Basit bir anlatımla işlem, vücuda bakterileri enjekte edip vücudun gelecekte aynı bakteriler yüzünden hasta olmasını önlemektir.

Hastalığa karşı geliştirilmiş hastalıklı bakış açısı, kişinin kendi için belirlediği Normalin dışı bir deneyimi yaşadığında büyük panik yaşamasını ve hızlı bir tedavi ihtiyacına börünmesini sağlar. Halbuki hastalık kavramı belirli bir normal noktası oluşturulduğunda ve bu nokta referans alındığında  ortaya çıkabilir. Normal noktasının oluşumu da ‘genelin’ standart sapması ile belirlenir. Yani kendi içinde deneyimi normal kabul eden için bir hastalık söz konusu değildir.Hastalık denilen sadece değişim, dönüşüm, başkalaşımdan ibarettir. Başkalaştığın sen de senin bir formun, onu kabul et ve izle. 

Bu düşünceler bir red hali ve karşı bir duruş değildir. Yaşamda kalma, hayatların neredeyse temel amacı olduğundan ötür ve günümüzün tıpsal gelişiminde hekimlere danışmamak, fırsatı tepmekten ibarettir. Elinde var olan bir imkanı kullanmamak ve bunun üzerinden gurur inşa etmek genel bir tepkisellik ve teorisel eksiklik içerir. Burada bahsetmek istediğim, kabul etmek, sakin olmak, dönüşümde kendi tepkilerini izlemek vs. En aciz kaldığın zamandaki senle yüzleştiğinde kendine şaşarsın.Bırakta görsün benliğin, kendi gölgesini. 

You May Also Like

Çölde Bir Damla – Adem’in Yolu Bölüm 16 (Marakeş – SON)

Rainbow – Adem’in Yolu Bölüm 15 (Fas)

Tek’erlek – Adem’in Yolu Bölüm 14 (Marakeş)

Sar’hoş – Adem’in Yolu Bölüm 13 (Marakeş)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir